“sarkilar tuhaf sekillerde yazilirlar” demis bir arkadasim bu video icin :)
Herseyi toplayinca 1 ediyor.
Magic and poetry.
Samsun, Hafizem 3.
“Hidirellez sabahi yagmurlu olur, ayrildiklarindan agliyorlar ya”
“Kim anne??”
“Hizir’la ilyas. O yuzden piknige giden herkes de islanir.”
Samsun, Hafizem 2.
A: Hayir ayniyim.
H: Mom neren ayni, bu gobekler ne, bi kactaneler.
A: Hayir iste, oturusum cirkin.
Samsun, Hafizem 1.
Annemleyim. “fatmagul’un kusu ne” yi onunla izliyoruz(o gonullu ben mecbur)
H: Anne bunlar niye psikologa gidiyolar?
Annem: efem?
H: Niye psikologa geldiler simdi gayet mutlular
A: Yaw psikologlar da para kazansin, yani ki millete gidin diyo dizi iyi geliyo, moraller duzeliyo’yu ogretiyor.
H: Allaaallaaaa ben onu mu sordum, hikayeyi anlat diyorum!
.. :)
1 Mayis 2012, Beyoglu Hayal Kahvesi`deyiz.
Emegi muzikle kutlayalim.
bekleriz.
:)
ONCE tereddut ettik; kimse gelmez, ortalik karisik olur dendi.
SONRA dusunduk, ortalik gunduz karisir, zihinler gece diner, dinlenir, hatta kizginlik keyfe donusur, muzikle de sevince..
Is ve Emegin Bayrami`nin gecesi kutlamali olur; eslik edelim susleyelim dedik.
Veee Kayit!
Yuzduk artik sonuna geldik..
anneme (terziydir kendileri) bu aksam durumu soyle anlattim;
“annem elbise bicildi, dikildi.. simdi tegellenecek, utulenecek. oyle dusun.. bitti tabii ama biraz isi var”
“ha… e iyi, birsey kalmamis.”
Dun babamin ses kayitlarini aldik. bir muhacir turkusu diyor soyledigimiz turkuye. altyapilari oldukca batili bir sekilde calinmis olsa da, onun davudi sesi ve geleneksel soyleyisiyle sarkinin hakkini verebilecegiz sanirim. ben parcanin henuz arkasinda durayim istiyorum ama belli olmaz, editlerde esit paylasilmis bir duete de donusebilir..
Editler.. bu isi tamamen ses muhendislerine birakmayip isin basina tunedigim bolumlerden biri. onlarin bildiklerini bilmesem de, muzigi nasil kolajlamak istedigime dair oturmus bir hissiyatim var. gitmeli ve islerine karismaliyim.
benim vokal kayitlarimdan bahsetmem gerekirse; We Play patronlarindan Baris Bahceci koclugunda/esliginde yaptigimiz bu iki haftalik kayit sureci (toplam aslinda 8 gun, 2ser saat) cok az yemek ve zor uykularla gecti. Fiziksel olarak hicbir sekilde zor olmadigi halde, sarki soylemenin, ve nefis olmasini istemenin icime bir endise bombasi gibi dustugu ve beni pert ettigini hissettigim nadir haftalardi. geceleri iki saatte bir kendimi uyanirken yakalamalarimda elimi kalbimin ustune yerlestirip “sssshhh, cok guzel cok guzel oluyor hersey.. guzellik guzellik guzellik gu-zel-llii..” diye mantralar ve telkinlerle tekrar uyutmalarim kendimi (salakca belki fakat) faydaliydi.
Bu anlattiklarimi tabii sadece ben bildim. sanirim studyoda herkes halinden memnun ve benim de isimi keyifle yaptigimi dusunmekteydi, ki yalan degil; sarki soylemek bir selalenin icine dusmek gibi en sicak havada, ama soylememek ve/veya soylemeyi beklemek (yani studyoda olmadigim fakat olmayi bekledigim tum anlar) o sicaga selalesiz, susuz tahammul etmekti. Simdi attim o yuku ustumden, sira tegellemekte, utuleyip suslemekte :)
guzellik…guzellik..
.guzellik…guzellik…guzellik…
6 Subat 22:30`da Beyoglu Hayal Kahvesi`deyiz.
“Turkan Soray`in bakışlarına tam anlam verebilmek ve insanların aklına kazıyabilmek için Belkıs Özener in sesine ihtiyaç vardı ya işte Hediye Guven`de buna gerek yok. Tanrının doğası onu hem Türkan hem Belkıs yapmış.”
M.Y.
Kar ve Marul
(perdeler: acik,
isik: los,
radyo: alaturka fm 91.0, (zeki muren, emel sayin falan)
ses ayari: vizilti.
oturmus yagan kari izlerken) ;
h: botoks ne fena bisi Incir be. bilmemne vakfi acilisina istanbuldan giden bir kokos yasli kadinlar kafilesine bi gastenin biri baslik atmis, “ve Urfa botoks`la tanisti” diye. vakifla ilgili tek satir yok..
i: yaw hedim arkadasin babasi bahcesine kafayi takmis suralari duzeltiiim demis, gitmis cim tohumu almis, topragi eselemis, yolmus, temizlemis, yeni toprak getirtmis, hazirlamis, o kadar ciddi emek, dusun, serpmis tohumu, herseyi dogru yapmis, sonra bir bakmis her yer marul! ahahahahahahahahahaha :)))
h: ahahahahahhaahhahahaahaha :))))
i: ahahaaya simdi ne alaka diycen ama yaa ahahahahahaaa :)))
h:yok lan cok alaka, ayni iste ahahahhhah belli olmaz daha iyisi cikinca iyisinden yaptirir, belki de marul olmayiz ahahahhahaahha… :)

Konser
12 Ocak 2012, 22:30 da,
Hayal Kahvesi`inde (Beyoglu, Buyukparmakkapi sokak. kime sorsaniz gosterirler).

!
!!! Dun ana haber kaynagim olan su facebook mintikasinda karsima cikan ve acip izlemedigim fakat beni cok uzen izmirli bir kadinin meyhaneden alinip polis karakolunda dovulmesi olayini nereden tutsak elimiz yanar.. esit sartlarda olmaksizin birinin(veya birilerinin) digerine hiddettini, zulmunu yuhluyorum.. buna maruz kalan herkese (kadin cocuk erkek) guc diliyorum.. ama dahasi da var sanki; bu video temmuz`da cekilmis, fakat suan ortaya cikiyor. bana oyle geliyor ki bu video`yu yayinlayanlar da, dayagi atanlar da ayni saflardan insanlar. kadinlarin sokaga cikma, insan gibi yasama, eglenme, icme, her nevi “Eril sanilan” aktivitelerde bulunma arzusunu boyle olaylar ve haberlerle (videolar falan) elinden almayi, tehdit etmeyi, onlari korkutmayi amaclayan korkak bir zihniyet var.. uyanik olalim, hic bir yere cekilmeyelim, kaybolmayalim, korkmayalim, hersey guzelmis gibi yapalim, karisalim herseye, sevelim, sevilelim, yasayalim bir sekilde tam da istedigimiz gibi!
Konser
9 Aralik Cuma,
Beyoglu Hayal Kahvesi`ndeyiz.
.
Simdiden iyi eglenceler :)
I am love.
“I crave your mouth, your voice, your hair.
Silent and starving, I prowl through the streets.
Bread does not nourish me, dawn disrupts me, all day
I hunt for the liquid measure of your steps.
I hunger for your sleek laugh,
your hands the color of a savage harvest,
hunger for the pale stones of your fingernails,
I want to eat your skin like a whole almond.
I want to eat the sunbeam flaring in your lovely body,
the sovereign nose of your arrogant face,
I want to eat the fleeting shade of your lashes,
and I pace around hungry, sniffing the twilight,
hunting for you, for your hot heart,
Like a puma in the barrens of Quitratue.”
— Pablo Neruda

kagitta (sahit) balik.
drawings of what i witness


